O kadar çok oldu ki yazmayalı
ve o kadar çok şey düşündüm ki yazarım diye buraya
simdi önümde bir dağ gibi duruyorlar.
Altlarından bir tanesini çekeyim desem diğerleri üstüme devrilecek.
Hepsini koymaya kalksam karma karışık anlaşılmayacaklar.
Zor bu is bakalım nasıl çözümlenecekler.
“wordpress”imin bile güncellemesini yapmayalı çok olmuş.
Bahane uydurmak istemem;
“facebook”ta oyalandım biraz.
Oyalanmak, şaşkın bir çocuk gibi, “ne bu” “burada neler oluyor diye”
Görüşemediğim dostlarımın beni oradan bulmaları güzel bir şey -ki zaten bu hala orada olma sebebim-
Ama paylaşılanları izlemek başımı döndürdü.
Hele benim gibi görebildiğim her içeriği -beni de ilgilendirdiği için koyduklarını düşündüğümden- izlemeye anlamaya çalışıyor ve yoğunlaşıyorsan, isin iyice zor.
Zaten oluşturulan sosyal ağ öyle her şeyi kolaylaştırmış ki, izlediğin her şeyi (şarkı, şiir, yazı,..) hiç bir zahmete katlanmadan paylaşıveriyorsun facebookta. Ama bu kolaylık bir süre sonra insanların gerçekten paylaşmak isteyip istemediklerini düşünmeden her içeriği oraya girmelerine yol açıyor.
“Alt tarafı bit tik, ne düsünecem, ben lafımı söylerim ortaya isteyen istediğini anlar”
İyi de ya benim gibi uyuzsa izleyen, “yav bunu niye palasmış”,” ne düşünmüş” diye düşünüyorsa, öküzün altından çıkamaz buza aramaktan.
Onlar da haklı belki, yaşamlarında hiç bu kadar “tüm içerikler ellerinin altında” olmamış. O kadar özgürler ve o kadar çok şarkıyı, türküyü, filmi, yazıyı, hatta yemek tariflerine bir anda ve hızla ulaşabiliyorlar ki, rüya gibi her şey. “ne düşüneceksin, her şey o kadar hızlı ki, paylaş iste başkaları düşünsün, ya da onlar da düşünmeden paylaşsınlar” diye bir karmaşadır gidiyor.
Benim de kısmen içimden gelip de engellediğim şeyler bunlar.
Tabi uyuz bir şekilde -sonradan “empati” dendiğini öğrendiğim- herkes için teker teker, “acaba ben bunu koyarsam ne düşünür?” diye sorgulayan yapım bunu engelliyor.
“Özgürlüğe” ve “paylaşıma” karşı denilim ve bunlar uğrunda savaşılacak şeyler hala benim için.
Ama burada bir enflasyon var sanırım. Her şey havada uçuşuyor. Eskiden yasaklamanın yerini “simdi serbest bırakıp içini boşaltmak” almış gibi. Gibi diyorum çünkü gerçekten “bilgi” yi arayan, “kaynağından” araştıran bulan ve onu geliştiren ve paylaşan insanlar ve bunun koşulları da var. Bunun için çaba gerekiyor sanırım.
Daha “popülist” ortamlarda ortamın beğeneceği ama kendi üretmediğin içerikler paylaştığın gibi (bu bir suçlama değil, yaşanan, benim de yaptığım) kendinden, kendi ürettiğin, başkalarının da geliştirmesine, eleştirmesine olanak sağlayan paylaşımların-m- da olmalı.
Bu kadar aradan sonra güzel bir yeniden başlangıç yazısı oldu.
Ne dersiniz?
………………………….
(İste benim de handikapim-başka kelime bulamadım- hep kendimle konuşuyormuş hissine kapılıyorum)