Sonbahar (Kışbaşı)

Kayboldum bu yılki sonbaharın renkleri arasında.

Yeni aldığım makine hata vermeye başlayınca geri gönderdim.

Yukarıdaki fotoğrafı onunla çekmiştim.

Kapkaranlık bir şey çıktı aslında.

Ama su RAW format harika bir şey.

O kapkaranlık fotoğraftan bu çıktı.

Fotoğraf kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ara-yazı

O kadar çok oldu ki yazmayalı
ve o kadar çok şey düşündüm ki yazarım diye buraya
simdi önümde bir dağ gibi duruyorlar.
Altlarından bir tanesini çekeyim desem diğerleri üstüme devrilecek.
Hepsini koymaya kalksam karma karışık anlaşılmayacaklar.
Zor bu is bakalım nasıl çözümlenecekler.

“wordpress”imin bile güncellemesini yapmayalı çok olmuş.

Bahane uydurmak istemem;
“facebook”ta oyalandım biraz.
Oyalanmak, şaşkın bir çocuk gibi, “ne bu” “burada neler oluyor diye”
Görüşemediğim dostlarımın beni oradan bulmaları güzel bir şey -ki zaten bu hala orada olma sebebim-
Ama paylaşılanları izlemek başımı döndürdü.
Hele benim gibi görebildiğim her içeriği -beni de ilgilendirdiği için koyduklarını düşündüğümden- izlemeye anlamaya çalışıyor ve yoğunlaşıyorsan, isin iyice zor.
Zaten oluşturulan sosyal ağ öyle her şeyi kolaylaştırmış ki, izlediğin her şeyi (şarkı, şiir, yazı,..) hiç bir zahmete katlanmadan paylaşıveriyorsun facebookta. Ama bu kolaylık bir süre sonra insanların gerçekten paylaşmak isteyip istemediklerini düşünmeden her içeriği oraya girmelerine yol açıyor.
“Alt tarafı bit tik, ne düsünecem, ben lafımı söylerim ortaya isteyen istediğini anlar”
İyi de ya benim gibi uyuzsa izleyen, “yav bunu niye palasmış”,” ne düşünmüş” diye düşünüyorsa, öküzün altından çıkamaz buza aramaktan.
Onlar da haklı belki, yaşamlarında hiç bu kadar “tüm içerikler ellerinin altında” olmamış. O kadar özgürler ve o kadar çok şarkıyı, türküyü, filmi, yazıyı, hatta yemek tariflerine bir anda ve hızla ulaşabiliyorlar ki, rüya gibi her şey. “ne düşüneceksin, her şey o kadar hızlı ki, paylaş iste başkaları düşünsün, ya da onlar da düşünmeden paylaşsınlar” diye bir karmaşadır gidiyor.
Benim de kısmen içimden gelip de engellediğim şeyler bunlar.
Tabi uyuz bir şekilde -sonradan “empati” dendiğini öğrendiğim- herkes için teker teker, “acaba ben bunu koyarsam ne düşünür?” diye sorgulayan yapım bunu engelliyor.
“Özgürlüğe” ve “paylaşıma” karşı denilim ve bunlar uğrunda savaşılacak şeyler hala benim için.
Ama burada bir enflasyon var sanırım. Her şey havada uçuşuyor. Eskiden yasaklamanın yerini “simdi serbest bırakıp içini boşaltmak” almış gibi. Gibi diyorum çünkü gerçekten “bilgi” yi arayan, “kaynağından” araştıran bulan ve onu geliştiren ve paylaşan insanlar ve bunun koşulları da var. Bunun için çaba gerekiyor sanırım.
Daha “popülist” ortamlarda ortamın beğeneceği ama kendi üretmediğin içerikler paylaştığın gibi (bu bir suçlama değil, yaşanan, benim de yaptığım) kendinden, kendi ürettiğin, başkalarının da geliştirmesine, eleştirmesine olanak sağlayan paylaşımların-m- da olmalı.

Bu kadar aradan sonra güzel bir yeniden başlangıç yazısı oldu.
Ne dersiniz?
………………………….
(İste benim de handikapim-başka kelime bulamadım- hep kendimle konuşuyormuş hissine kapılıyorum)

günlük kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

tembel çocuk – brother john – bruder jackop

Eylem Deniz, günlük kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ama Babacığım

Kaltura

fikret kizilok, günlük kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Halk Oyunları

Okulda ilkokul birinci ve ikinci sınıflarla Türkiye dansları sahneledik. Çaydacira, Beşkaza.

cocuk, dans, Eylem Deniz, günlük kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Eylem’den “Pazar resimleri-2″

Pazar Resimleri

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Yürüyüş

Kaltura

Bu aralar ormanda ayaklarımı sürüye sürüye bir yürüyüş yapmak istiyordum.
Yaprakların hışırtıları eşliğinde.
Çok keyifli…

doga, günlük kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Polyommatus icarus

tRLklB
Benim gibi blogcu olunca.
En son yazdığımın üstünden neler geçmiş:
Eylem okul gezisinden döndü ve eksiğimiz tamamlandı.
Ardından arabayla gittirimiz Türkiye tatili.
Son günü Eylem Deniz hastalandı yine de iyi atlattı-k-.
Döner dönmez Eylem Deniz in okulu.
Okulda tiyatro.
Bir hafta sonu Hildesheim’de cadde festivali.
……
Artık arada ne unuttuysam..
Haa.. Bir de geçtiğimiz cumartesi dünya çocuk günü etkinlikleri vardi
Eylem in okuluna yakin.
Öyle birikmiş ki,
Yavaş yavaş paylaşacağız artık.
Ben en iyisi bu gün bisiklet turumuzda tanıştığım bir kelebekle;
onun resmiyle başlayayım dedim.

Fotoğraf, günlük, makro kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İlk kez

Bizi böylece bırakıp ilk kez bu kadar uzun süre, bu kadar uzağa gitti.

Sınıf gezisine.

Şaşkınız.
Eksiğiz.
Çok özledik.

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kiz Cocugu(Nazim Hikmet)

Fazil Say – Kiz Cocugu(Nazim Hikmet)

Nazim Hikmet kategorisine gönderildi | 1 yorum